• sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

    5406.


    Kesinlikle pas vermedi.
    #36686074 :)
  • kaç yaşında olduğunu söylemeden anlatmak

    173.
    Olmayan dertten dert çıkarttığın, her adımına onlarca hayal sığdırıp çocuk gibi bunların her birinin olacağına inandığın, bir yerlerde bir şeylerin ya zamansızlıktan ya çekingenlikten ya da sırf kendi akılsızlığından ellerinin arasından kaçıp gittiğini hissettiğin ve hayata yetişemediğini düşündüğün bir yaş. Ne tuhaf ne ikircikli bir yaş.
    #36683614 :)
  • caddelerde rüzgar

    22.
    Altılı yaşlarımın depresyon şarkısı. Bu ne zaman çalsa bir kapı aralığına çöker içimi çeke çeke ağlarmışım. Hayır en büyük derdimin pastel boya takımımın tekini kaybetmek olduğu dönem niye içlenmişim bu kadar bilmiyorum ama hala çaldığı zaman tüylerimi diken diken eder.
    #36677661 :)
  • la belle dame sans merci

    4.
    Klasik bir aşk şiiri olmaktan çok uzak, John Keats'in içinde bulunduğu melankoliyi bir dolu imgeyle yansıttığını düşündüğüm çok naif bir şiirdir. Annesini Tüberküloz'dan kaybeden Keats, bu şiiri yazdığı sıralar aynı şekilde tüberküloz olan abisinin bakımıyla ilgileniyor ve ilgilenirken kendisinin de tüberküloz kaptığını ve yakında öleceğini biliyordu. Nitekim kendisi 25 yaşında tüberküloz'dan öldü.

    "La belle dame sans merci" acımasız güzel kadın anlamına geliyor. Şiirde geçen bu acımasız kadın figürü birçok şeyi sembolize ediyor olabilir ama sadece bir "kadın" olarak görmek sanırım Keats'e haksızlık olurdu.

    Ayrıca John William Waterhouse'un bu şiirden esinlenerek yaptığı bir resim de vardır:



    o what can ail thee, knight at arms,
    alone and palely loitering?
    the sedge is wither'd from the lake,
    and no birds sing.

    o what can ail thee, knight at arms,
    so haggard and so woe-begone?
    the squirrel's granary is full,
    and the harvest's done.

    i see a lily on thy brow
    with anguish moist and fever dew,
    and on thy cheeks a fading rose
    fast withereth too.

    i met a lady in the meads
    full beautiful, a faery's child;
    her hair was long, her foot was light,
    and her eyes were wild.

    i made a garland for her head,
    and bracelets too, and fragrant zone;
    she look'd at me as she did love,
    and made sweet moan.

    i set her on my pacing steed,
    and nothing else saw all day long,
    for sidelong would she bend, and sing
    a faery's song.

    she found me roots of relish sweet,
    and honey wild, and manna dew,
    and sure in language strange she said-
    i love thee true.

    she took me to her elfin grot,
    and there she wept, and sigh'd full sore,
    and there i shut her wild wild eyes
    with kisses four.

    and there she lulled me asleep,
    and there i dream'd-ah! woe betide!
    the latest dream i ever dream'd
    on the cold hill's side.

    i saw pale kings, and princes too,
    pale warriors, death-pale were they all;
    they cried-"la belle dame sans merci
    hath thee in thrall!"

    i saw their starv'd lips in the gloam
    with horrid warning gaped wide,
    and i awoke, and found me here
    on the cold hill's side.

    and this is why i sojourn here,
    alone and palely loitering,
    though the sedge is wither'd from the lake,
    and no birds sing.

    Türkçe çevirisi;

    acımasız güzel kadın

    ah, keyfini ne kaçırdı senin zırhlı şövalye,
    yalnız ve solgun oyalanan;
    saz kurudu gölden gitti,
    ve kuşlar ötmüyor.
    ah, keyfini ne kaçırdı senin zırhlı şövalye,
    ne diye böyle bitkin ve hüzünlü gözükürsün?
    sincapın yem deposu dolu,
    ve hasat bitmiştir.
    alnında bir zambak görüyorum,
    acısı yaş ve ateşi çiy;
    ve yanağında solan bir gül
    o da çabucak kurumuş.
    mead’s de bir leydi’yle tanıştım
    çok fazla güzel, bir perinin çocuğu;
    saçları uzundu ve ayağı hafif,
    ve gözleri vahşiydi onun.
    başına çelenk yaptım,
    ve bilezikler de, ve mis kokulu bir yer;
    bana severmiş gibi baktı,
    ve inledi tatlı sesle.
    rahvan yürüyen küheylanıma bindirdim,
    ve başka hiçbir şey görmedi bütün gün;
    yana doğru eğilirdi çünkü, ve şarkı söylerdi
    şarkısını perilerin.
    lezzetli tatlı kökler buldu bana,
    ve vahşi bal, ve ilâhi helvadan çiy;
    ve garip lisanda emin dedi ki,
    “ben seni gerçek severim.”
    peri mağarasına götürdü beni,
    ve orda ağladı ve içini çekti çok üzgün,
    ve orda onun vahşi, kederli gözlerini kapattım
    dört öpücüklerle.
    ve orda ninni söyleyip uyuttu beni,
    ve orda gördüm rüyayı, ah, başıma üzüntü getiren,
    gördüğüm rüyâların en sonuncusuydu
    yanında soğuk tepenin.
    solgun kralları gördüm, ve prensleri de,
    solgun savaşçıları, hepsi ölüm gibi solgundu;
    ağlıyorlardı hepsi —“la belle dame sans merci
    esir aldı seni!”
    açlıktan ölen dudaklarını gördüm akşam karanlığında
    iğrenç ikazlarıyla sonuna kadar açılmış,
    ve uyandım, ve buldum kendimi burada
    yanında soğuk tepenin.
    işte bu yüzden konuğum burada,
    yalnız ve solgun oyalanarak;
    saz kuruyup gölden gitse
    ve kuşlar ötmeseler de.

    çeviri: vehbi taşar
    #36671541 :)
  • anın görüntüsü

    24861.


    Fantastik hariç doğrudur.
    #36670568 :)
  • yazmasaydim aglayacaktim

    14.
    Ben böyle şiirlerden, kitap satırlarının arasından alınmış nickleri görünce heyecanlanıp yazarın sayfasına giriyorum belki doyurucu bir şeyler okurum diye. Yok. Üzüyorsunuz. Hayır boşuna böyle nickleri almayın bari. Ne bileyim bademgözlühatun tarzı şeyler alın, Sayfaya girmek için kendimi yormayayım.
    #36669236 :)
  • rap dinleyenlerin genelde mal olması

    228.
    Sıkı rap dinleyen birisiyle tanışmıştım zamanında. Adamda manik depresif ve çoklu kişilik bozukluğu vardı. Edebiyat yönünden çok donanımlıydı. Bazen öyle bir konuşurdu ki yürüttüğü mantığa ve hayatla ilgili gözlemlerine hayran kalırdım. Kısa bir sürede çok çok güzel şeyler katmıştı bana. Ha ben rap dinler miyim? Hayır. Rap sevmiyorum diye dinleyen insanları 'mal' olarak etiketleyip ön yargılı yaklaşsaydım böyle donanımlı bir adamla tanışabilir miydim? Hayır. Yani gerek var mıymış? Yokmuş.
    #36668868 :)
  • evrendeki en muazzam şey

    52.
    Evrendeki en muazzam şey kendinize dayanarak oluşturduğunuz iç huzurunuz. Öyle bir huzur olmalı ki tek darbeyle yok olmayacak, temelleri sarsılmayacak. Arada bir sorgulayacaksınız ama hep orada ve 'sizin' olarak kalacak. Başkasına güvenerek oluşturduğunuz bir şey değil de kendi kalbinize, bilincinize ve duygularınıza dayanarak oluşturduğunuz bir şey. Bir sığınak.

    Ve evet, koskoca evrendeki en muazzam şey bir parça huzur. Gerçekten öyle.
    #36647449 :)
  • geceye bir şarkı bırak

    88.
    https://youtu.be/S8qvtNr8hmM

    Manuş.
    #36632505 :)
  • istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi

    124.



    Bir önceki entry'de yer alan fotoğrafı çeken aptalı bugün böyle mimlediler. Kadını tamamıyla savunuyor değilim ama bunları yazacak kadar sapkın olmaya ve yaymaya gerek yok.
    #36591536 :)
  • gecenin şiiri

    11613.
    akrep gibisin kardeşim,
    korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
    serçe gibisin kardeşim,
    serçenin telaşı içindesin.
    midye gibisin kardeşim,
    midye gibi kapalı, rahat.
    ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
    bir değil,
    beş değil,
    yüz milyonlarlasın maalesef.
    koyun gibisin kardeşim,
    gocuklu celep kaldırınca sopasını
    sürüye katılıverirsin hemen
    ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
    dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
    hani şu derya içre olup
    deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
    ve bu dünyada, bu zulüm
    senin sayende.
    ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
    ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
    kabahat senin,
    — demeğe de dilim varmıyor ama —
    kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!

    Nazım Hikmet - 1947
    #36336170 :)
  • 16 nisan 2017 binali yıldırım ın balkon konuşması

    14.
    "Nasıl okuyacağım?" Sorusuyla başlayan konuşmadır.

    ilginç.
    #36333105 :)
  • günün şarkısı

    3418.
    mor karbasi - roza

    http://video.uludagsozluk.com/v/mor-karbasi-169072/

    #36314300 :)
  • dünyanın en güzel gözleri

    28.
    Bütün çocukların gözleri. Kötülük, hinlik düşünmeden çipil çipil bakıyorlar ya böyle, içim eriyor.
    #36298404 :)
  • mina urgan

    48.
    lisede okulun iki üç kitaptan oluşan kütüphanesinde bir dinozorun anılarını görüp, 'ne ilginç isim' diyerek okumaya başlamış ve bu kadınla böylece tanışmıştım. Çok mert, sözünü ve kendini esirgemeyen, politik olmakla uğraşmayıp neyi doğru neyi yanlış görüyorsa olduğu gibi söyleyen bir kadın.

    ayrıca bir dinozorun anılarıyla bölümümü ve okulumu seçmeme yardımcı olmuştur kendisi. halide edip adıvar'la arşınladığı okul yollarını beraber arşınlamak, bir kere dersine girebilmek, thomas more ve shakespeare'e beraberce sevgilim diyebilmek, sabahattin eyüpoğlu ile çeviri yaparlarken atışmalarını izleyebilmek isterdim lakin yanlış dönem, yanlış mekan.


    burada kendisi orhan veli ile beraber sigara tüttürmektedir.
    #36272806 :)
  • gecenin şarkısı

    29901.
    Yavuz çetin - benimle uçmak ister misin?

    https://youtu.be/qBiS4cBE2_c
    #36270537 :)
  • birinci elizabeth

    14.
    Viii. Henry ve anne boleyn'in kızı. Nam-ı diğer bakire kraliçe. Hüküm sürdüğü dönem süresince ingiltere siyasi, askeri, sosyal ve kültürel anlamda altın çağını yaşamıştır. Çokça portresi var kendisinin ama içlerinden en hoşuma gideni şu:



    Nicholas Hilliard'ın resmettiği bu portre 'the pelican portrait' olarak geçiyor. Sebebi kraliçe'nin elbisesinin önüne taktığı pelikan arması. Portre'ye bütünüyle bakacak olduğunuzda şatafat, güç ve zenginlik görüyorsunuz. Her tudor hanedanına mensup yönetici portresinde görüldüğü gibi burada da sol üst köşede en belirgin olmakla birlikte elbisede tudor hanedanının sembolü olan kırmızı gül var. Kırmızı gülün üzerinde taç var. Ülkeyi hangi hanedanın yönettiği ve elizabeth'in hangi hanedana mensup olduğunu vurgulamak için orada.

    Pelikan sembolüne gelecek olursak; bir efsaneye göre pelikan ölmekte olan yavrularına göğsünü dişleyerek kendi kanından içirir ve kendisini yavruları için feda edermiş. işte Burada da pelikan arması, i. Elizabeth'in ülkesi için kendini feda ettiğini ve bir anne sevgisiyle ülkesine bağlı olduğunu sembolize ediyor.

    Küçük ama elizabeth portrelerinde hep vurgulanan bir ayrıntı da kraliçe'nin kulağına asılı kirazlarda saklı. 'Cherry' ingilizcede aynı zamanda kızlık zarı demek. Burada elizabethciğim benim cherrylerime kimse dokunmadı ve dokunamayacak, bakire geldim bakire gideceğim demek istemiş. Güçlü bir kadınmış vesselam.
    #36270193 :)
  • özlemek ne renk

    202.
    Küçükken annenizin aldığı fiyonklu, sadece küçük kız çocuklarına yakışan o kırmızı pabuç renginde.
    #36260003 :)
  • kızlardan mesaj almak istemiyorum butonu

    6.
    Ben de açıkçası bir kadın olarak bu durumdan çok muzdaribim. Gönül istiyor ki bizim de pipimiz olsun ve biz de o pipi sayesinde daha güzel yazıp daha güzelleştirelim bu sözlüğü lakin eksik yaratılmışız. Allah kahretsin zall bizi sözlükten at.

    Bunu belirten yazar arkadaşımızı da yine afedersiniz sözlükte bir kadın olduğumun utancıyla tebrik ediyorum. Pipin ve sen var ol.
    #36259431 :)
  • kolu kıllı olan kızlara tavsiyeler

    162.
    Tavsiye almaya ihtiyacınız yok. Rahatsız olmuyorsanız aldırmayın. Feminizm, kadın hakları diye çığırtıp 'ya kızlar sir ağda diye bir şey var' diyen kadınların veya kadınlarla ilgili her konuda kendini hakim gören erkeklerin sözlerini dinlemek zorunda değilsiniz.
    #36250296 :)
  • yeni şeyler getiriyorum